Gezinti Bağlantılarını AtlaAna Sayfa>> Tüm Haberler>> Haber Ayrıntıları

Hava Kirliliği
Eklenme: 16.01.2017 12:27 | Kategori: ÇEVRE SAĞLIĞI ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ | Okunma Sayısı: 630  

İnsan sağlığını veya çevresel dengeleri bozacak şekilde havanın bileşiminin değişmesine ya da havada bulunmaması gereken maddelerin havaya karışmasına hava kirliliği denilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de hava kirliliğini, herhangi bir fiziksel, kimyasal veya biyolojik ajan tarafından atmosferin doğal özelliklerinin değişmesi olarak tanımlamaktadır. Normal ve temiz havada %78,09 azot, %20,95 oksijen, %0,093 argon ve %0,03 karbondioksit bulunur. Duman, toz tanecikleri, kükürtlü ve azotlu gazlar ve diğer gazlar ya bulunmaz ya da eser miktardadır.1

Hava kirliliği hem havada doğal olarak bulunmayan maddeleri hem de doğal olarak bulunmasına karşın normalden daha yüksek konsantrasyonlara erişen ya da normalde bulunmaması gereken yerlerde bulunan doğal bileşenleri de tanımı kapsamına almaktadır.

Hava kirliliği, hava bileşimini değiştiren katı sıvı ve gaz halde bulunabilen kirleticilerin, insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek ya da yaşamdan maddi nesnelerden yararlanılmasını engelleyecek miktar veya sürede atmosferde bulunmasıdır. Hava kirliliğinin nedenleri, etkileri ve alınması gereken önlemler sadece halk sağlıkçılar, iklim bilimcileri ve çevre mühendislerini değil, birçok çalışma alanını ilgilendiren ve ayrıntılı olarak bilinmesi zorunlu olan konulardır.

Hava kirliliği dış ortam hava kirliliği ve iç ortam hava kirliliği olmak üzere iki kısma ayrılabilir. Bulunulan ortam (iç veya dış) havasında hava kirleticilerinin miktarının artması, ortamın hava kalitesini azaltmaktadır. Dış havada geleneksel kirleticiler dediğimiz SO2, NOx, CO, kurşun, hidrokarbonlar, partikül maddeler (PM veya toz) ve O3 temel alınarak, standartlar kısa ve uzun vade olmak üzere belirlenmiştir.Bu kirleticiler literatürde birincil, bunların atmosferde oluşturdukları diğer formlar (örnek O3) ise ikincil kirleticiler olarak adlandırılır.

HAVA KİRLİLİĞİ ÇEŞİTLERİ:

Hava kirlenmesi sağlık etkilerinin kolay tartışılabilmesi için tarihi bir önemi de bulunması nedeniyle Londra ve Los Angeles tipi olmak üzere ikiye ayrılabilir.

Londra Tipi Hava Kirlenmesi

Londra tipi kirlilik, kömür ve petrol yanma ürünlerinin sisle karışmasıyla oluşan kirliliği tanımlamaktadır. Bu tip kirlenmede kükürt dioksit birikimi ve sülfürik asit yoğunlaşması görülür. Bu maddeler yüksek derişimde öldürücüdür. Kükürt kirliliğinin tehlikeleri Aralık 1952’de Londra’yı yoğun bir sis kaplayıp 4000 kadar kişiyi öldürdüğündeen dramatik olarak görülmüştür. Bu tip kirlilikte, pulmoner ve kardiyak hastalıklar ön plandadır.

Los Angeles Tipi Hava Kirlenmesi

Dumandan çok gazlara bağlı bir kirlilik artımı görülür. Okyanustan gelen sisin, otomobil egzoz gazlarıyla karışımı sonucu smog oluşmaktadır. Buna rafineri gazları da katkı yapmaktadır. Güneş ışığının etkisiyle oluşan fotokimyasal değişiklikler hidrokarbonların ve azotoksidin meydana gelmesine yol açmaktadır. Gözlerde sulanma ve yanma, iltihaplanma, akciğer lezyonlarına sık rastlanmaktadır.

HAVA KİRLETİCİLERİNİN SAĞLIK ETKİLERİ

Hava kirliliği, ülkemizde ve tüm dünyada sağlığa yönelik önemli bir risk faktörüdür. Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı çalışmalar hava kirliliğinin tüm dünyada sağlığa yönelik ilk on risk faktöründen biri olduğunu ortaya koymuştur. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), 2050 yılında dış ortam hava kirliliğinin, dünya genelinde çevresel koşullara bağlı ölümlerin birincil nedeni olacağını öngörmektedir.

Solunum Sistemi Etkileri

DSÖ, hava kirliliğinin “olumsuz” olarak nitelendirilmesi gereken solunum sistemi sağlık etkilerinin, sonuçları solunum kaynaklı yaşam kaybından, azalan yaşam kalitesine kadar uzanan ve fizyolojik fonksiyonlarda bazı geri alınamaz değişiklikleri de içeren oldukça kapsamlı bir aralığını tanımlamıştır. Çalışmalar, yüksek PM konsantrasyonlarına sahip bölgelerde çocuklarda akciğer fonksiyonlarının gelişiminde azalma olduğunu göstermektedir. Akciğer fonksiyonları çocuklar hava kirliliğinin daha az olduğu bölgelere yerleştiğinde iyileşmekte, hava kirliliğinin daha fazla bulunduğu bölgelere yerleştiğinde ise daha da kötüleşmektedir. Akciğer gelişimi üzerindeki bu etki, yaşamın ileriki yıllarında akciğer hastalıklarının gelişmesi açısından ek risk faktörü oluşturmaktadır. Hava kirliliğine maruz kalma, yeni astım vakalarını tetikleyebilir; önceden var olan solunum hastalıklarını kötüleştirebilir ve aralarında KOAH, amfizem ve akciğer kanserinin de yer aldığı kronik hastalıkların gelişmesini veya ilerlemesini tetikleyebilir. KOAH, normal solumayı engelleyen ve yaşam tehdidi oluşturan bir akciğer hastalığıdır. KOAH kaynaklı ölümlerin sayısı geçtiğimiz 20 yıl içinde %60’ın üzerinde artış göstermiştir. Hava kirliliği immünolojik bir yanıt olan inflamasyona neden olması da önemli bir risk faktörüdür. İnflamatuar yanıt, kronik bronşit olarak anılır. Bu hastalık akciğer hücrelerinde doku tahribatına veya amfizeme yol açar.

Kardiyovasküler Sistem Etkileri

Son yıllarda, farklı hava kirleticilerine maruz kalmak ile kardiyovasküler etkiler arasında -akut ve/veya kronik sonuçlar açısından- ilişkiyi güçlendiren önemli bilimsel kanıtlar ortaya konulmuştur. Hava kirliliğini kalp hastalıkları ile ilişkilendiren biyolojik mekanizmalar, kirleticilerin kardiyovasküler sistem, kan ve akciğer reseptörleri üzerindeki doğrudan etkilerini içermektedir. Aynı zamanda pulmoner oksidatif stres ve inflamatuar yanıtlar yoluyla ortam hazırlanan dolaylı etkileri de kapsamaktadır. Doğrudan etkiler, gazlar ve muhtemelen çözünebilir PM2,5 bileşenleri (örn. geçiş metalleri) ile birlikte ultra ince partikül maddeler gibi akciğer epitelini kolaylıkla geçerek dolaşıma giren ajanlar yoluyla meydana gelebilir. Hava kirliliğinin doğrudan yol açtığı bu etkiler (birkaç saat içinde oluşan) hızlı kardiyovasküler yanıtların, örneğin artan kalp krizi vakalarının ortaya çıkışını açıklamaktadır. Solunan kirleticilerin tetiklediği oksidatif stres/inflamasyon dolayısıyla, daha az akut ve kronik (birkaç saat ile birkaç gün arası değişen) etkiler meydana gelebilir. Diğer hava kirleticilerin -özellikle ince partikül madde ve azot oksitlerin- kombinasyonlarının konsantrasyonlarındaki artış, kalp ritminde potansiyel ölümcül bozukluklar nedeniyle hastaneye kaldırılan hasta sayılarındaki artışla ilişkilendirilmektedir. Bu hastane tedavilerinin nedeni çoğunlukla iskemik kalp hastalıkları ve konjestif kalp yetmezliği olmaktadır.

Sinir Sistemi Ve Serebrovasküler Sistem Etkileri

Hava kirliliğine neden olan kirleticiler arsında atmosfere yayılan cıva veya kurşun gibi ağır metaller de yer alır. Bu metaller, yağmurla tekrar toprağa iletilene dek havada kalırlar. Ağır metallerin birçoğu insan vücudu ve özellikle çocuklar için nörotoksiktir. Çocuklukta kurşuna maruz kalmak; reaksiyon süresi, tarama ve -yetişkinlerde bilişsel esneklik ve soyut akıl yürütme olarak da adlandırılan yürütme görevlerinin değerlendirmeleri de dâhil olmak üzere- bilişsel fonksiyonlarda azalmaya yol açabilir. Kurşuna maruz kalmak, daha ileride sözel bellek ve sözel akıcılığı da etkileyebilir. Saldırganlık, davranış sorunları (örneğin depresyon ve uyku bozuklukları) ve artan anti-sosyal ve ihmalkâr davranışlar da kurşuna maruz kalma ile pozitif ilişkilendirilmiştir. Cıva, beyinde ve sinir sisteminin gelişmesinde ciddi düzeyde hasara yol açabilen güçlü bir nörotoksindir. Rahimde metil cıvaya maruz kalmak, bir bebeğin beyninin ve sinir sisteminin gelişmesini olumsuz etkileyerek, zaman içinde bilişsel düşünme, hafıza, dikkat, dil, ince motor beceriler ve görsel-uzamsal beceriler üzerinde etkiler sergileyebilir.

Üreme Kapasitesi Ve Çocuk Sağlığı Etkileri

Embriyo gelişiminde plasenta, çevresel açıdan tehlikeli birçok maddeye karşı bir bariyer olarak görev yapar; ancak hava kirliliğinin tüm bileşenlerine karşı koruyucu olamayabilir. Özellikle çocuklar, doğum öncesinde bile hava kirliliğine duyarlıdır. Sayıları giderek artan kanıtlar, yaşamın erken dönemlerinde hava kirliliğine maruz kalmanın, ileri yıllarda aralarında obezite, diyabet, göğüs ve prostat kanseri gibi hormonlarla ilintili kanserlerin de bulunduğu kronik hastalıklar geliştirme riskini artırdığını göstermektedir. Ayrıca son araştırmalar, hamilelik döneminde dış ortam hava kirliliğine maruz kalmak ile düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve preeklampsi sıklığındaki artış arasında ilişki tespit etmiştir. PM2,5’e maruz kalma ile düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve gebelik yaşına göre küçük doğumlar gibi doğum sonuçları arasında bir ilişki olduğu kanıtlanmıştır.

Şekil 1:Hava kirliliği ile ilişkili sağlık etkileri piramidi

HAVA KİRLİLİĞİ AÇISINDAN RİSKLİ GRUPLAR

Hava kirliliğinin sağlık etkisi öksürük ve bronşitten, kalp hastalığı ve akciğer kanserine kadar değişmektedir. Kirliliğin olumsuz etkileri sağlıklı kişilerde bile gözlenmekle birlikte, bazı hassas gruplar daha kolay etkilenmekte ve daha ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Çocuklar çocukluk ve adölesan çağında rölatif olarak daha fazla ventilasyon ve metabolik aktiviteleri olduğu için daha fazla etkilenirler. Hava kirliliği KOAH ve astım hastalarında akut alevlenmelere neden olabilir. Hava kirliliğine maruziyet sonrası kalp hastalığı ve aterosklerozu olanlarda kalp krizi veya inme görülebilir. Az sayıda çalışma hava kirliliğinin kardiyovasküler etkilerinden diabetiklerin daha fazla etkilendiğini göstermektedir. Kronik subklinik inflamasyon bulunan kişilerin hava kirliliğinin inflamatuar etkilerinden daha fazla etkilendiği düşünülmektedir. Örneğin; deneysel çalışmalar obezite ve diyabetin çevresel kirliliğin daha güçlü etkileri ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Fizyolojik kapasitesi ve fizyolojik savunma mekanizması fonksiyonlarındaki azalma, kronik hastalıklardaki artma sebebiyle yaşlılar normal yaş gurubundaki halka nazaran hava kirliliğinden daha kolay etkilenmektedir. Kalabalık yaşam, yetersiz sanitasyon (çevre hijyeni), beslenme yetersizliği gibi düşük yaşam standartları da hassasiyeti etkileyen faktörlerdendir. Bu şartlarda yaşayanlar enfeksiyon hastalık sorunları ile karşı karşıyadırlar. Dolayısıyla, hava kirliliğinin sonuçlarından daha fazla etkilenilmektedir.

1. Bebekler ve gelişme çağındaki çocuklar

2.  Gebe ve emzikli kadınlar

3.  Yaşlılar

4.  Kronik solunum ve dolaşım sistemi hastalığı olanlar.

5.  Sigara kullananlar

6.  Düşük sosyoekonomik grup içinde yer alanlar

 PARAMETRELER

Karbon Monoksit (CO)

Karbon monoksit (CO) renksiz, kokusuz bir gazdır ve yakıtlardaki karbon tam olarak yanmadığında oluşur. CO alveoler-kapiler membranda kolayca difüzyona uğrayarak hemoglobine bağlanarak kanda karboksihemoglobin (COHb) oluşmasına yol açar. CO’in hemoglobine afinitesi oksijene göre 200 kat daha fazladır, bu nedenle oksijenin hemoglobine bağlanmasını engeller. Böylelikle dokulara oksijen taşınmasını engelleyerek kısa sürede boğulmaya yol açabilir (201). CO emisyonlarının büyük bir kısmı motorlu taşıt eksozlarından salınır. Özellikle kentsel bölgelerde CO’in en önemli kaynağı taşıtlardır. Kent atmosferindeki CO’in yaklaşık %85-95’i taşıtlardan kaynaklanır ve pik seviyesine genellikle yoğun araç trafiğinin ve tıkanıklığının yaşandığı bölgelerde ulaşır. Endüstri (metal işleme, kimyasal üretim tesisleri), odun yakılması ve orman yangınları CO emisyonlarının diğer kaynaklarıdır.

Azot Oksitler (NOx)

Azot oksitler (NOx) yüksek sıcaklıklarda (1200oC) oluşan oldukça reaktif gazlardır. Azot oksitlerin pek çok türü renksiz ve kokusuzdur ve suda erimez. Bu nedenle üst solunum yollarında elimine edilmeden solunum yollarının en uç noktalarına kadar inhale edilir ve buralarda olumsuz etkilerini gösterirler . Yüksek sıcaklıklarda yanma sonucu genellikle azot monoksit (NO), az miktarda da azot dioksit (NO2) oluşur. Atmosfere salınan NO oksidasyon sonucu NO2’ye dönüşür. Atmosferde oldukça yaygın olarak bulunan NO2, güçlü bir oksidandır ve partiküllerle birlikte bulunduklarında kentsel bölgelerde kırmızımsı-kahve renkli bir tabaka halinde görülebilir. NOx’ler katı veya sıvı yakıtlar yüksek sıcaklıklarda yandığında oluşur. İki önemli kaynağı motorlu taşıtlar vetermik santrallerdir. Diğer endüstri tesisleri, ticari ve evsel ısıtma için yakıt tüketimi diğer NOx kaynakları arasındadır. Özellikle kentsel bölgelerde taşıt sayısındaki artışa bağlı olarak NOx konsantrasyonları da artmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde genel olarak SO2 ve partikül madde azalma gösterse bile NOx emisyonları artan taşıt sayısı ve sanayileşme nedeniyle artış göstermektedir.

 

Kükürt Dioksit (SO2) 

Kükürt dioksit (SO2) renksiz, yanmayan ve parlamayan bir gazdır ve Kükürt Oksit gazlarının (SOx) bir üyesidir. SO2 burun ve farenkste irritasyona, ana hava yollarında spazma yol açabilir. Bu gaz suda çözündüğünden, solunum yollarının uç noktalarına ulaşmadan büyük ölçüde burun ve farenkste elimine edilir . Kükürt, ham petrol, kömür ve alüminyum, bakır, çinko, kurşun, demir gibi maden cevherinde bol miktarda bulunur. SOx gazları petrol, kömür gibi kükürt içeren katı ve sıvı yakıtların yanması, petrolden benzin ekstrakte edilmesi ve maden cevherinden metallerin zenginleştirilmesi gibi işlemler sonucunda oluşur. Atmosfere salınan SO2’nin büyük bir kısmı elektrik üretiminde kullanılan yakıtlardan kaynaklanır. Özellikle kömürün yakıt olarak kullanıldığı termik santraller SO2 emisyonunun en büyük kaynaklarıdır. Bunun dışında ham madde işleyerek üretim yapan endüstriler de önemli SO2 kaynaklarıdır. Petrol rafineleri, çimento fabrikaları, metalürji endüstrisi gibi tesisler atmosfere SO2 salınımını gerçekleştirir. Kentsel bölgelerde konut ve işyeri ısıtmasında kullanılan katı ve sıvı yakıtlar da kent atmosferi SO2 kirletici kaynaklarıdır. Orman yangınları, volkanik faaliyetler gibi doğal kaynaklarda da bulunur.

SO2 suda kolayca çözülerek asit ve diğer ana ürünleri oluşturur. Atmosferde sülfat aerosolleri ve partikülleri oluşturur. Bu partiküller rüzgarlarla çok uzun mesafelere taşınabilirler. SO2’nin atmosferdeki nemde çözülmesi, güneş ışığı ve bazı kimyasalların varlığında sülfürik asit oluşturur. Asit yağmurlarının oluşmasında önemli katkısı vardır. SO2’nin sebep olduğu kirlilik ve oluşturduğu ikincil ürünler insan sağlığı ve çevreye önemli zararlar verir.

 

Partiküler Madde

Partikül madde, atmosferde asılı bulunan katı partiküllerin ve sıvı damlacıkların bir karışımıdır. Partikül boyutları çok geniş bir aralığa sahiptir. Toz, duman, is gibi bazı partiküller gözle görülebilecek kadar büyüktür. Bunun yanında, ancak mikroskopla görülebilen boyutlarda partiküller de bulunmaktadır. Partikül boyutu, partiküllerin kaynaklarının, atmosferik proseslerin oluşum mekanizmalarının, depolanma/giderim proseslerinin, görüş bozulmasının belirlenmesinde kritik rol oynayan en önemli parametredir. Aynı zamanda, PM ile insan solunum yolu sistemi ve bununla ilgili sağlık etkileri ilişkilerinin belirlenmesinde de partikül boyutu anahtar rol oynamaktadır.Partikül boyutu genellikle aerodinamik çap olarak ifade edilir ve birkaç nanometreden (nm) onlarca mikrometre (µm) çap aralığında değişim gösterir.2.5µm çaptan daha büyük çaplı “kaba partiküller”, 2.5 µm den daha küçükler“ince partiküller” ve 100 nm çaptan daha küçük olanlar ise “çok ince partiküller” olarak adlandırılırlar. Genel olarak katı ve sıvı yakıtların yanmasında, motorin ve kurşunlu benzin kullanan taşıtlar, termik santraller gibi yanma işlemlerinden, bazı endüstriyel aktivitelerden ve inşaat faaliyetlerinden kaynaklanır. İlaveten atmosferik gazların dönüşümüyle oluşurlar. Kaba partiküller genellikle mekanik yollarla üretilirler. Çekirdek aerosoller  buhar yoğunlaşması veya gaz-partikül dönüşüm boyunca oluşurken, birikme modu partikül maddeler çekirdek partiküllerin koagülasyonu veya buhar yoğunlaşması yoluyla oluşurlar .

Partikül maddeler çok değişik boyutlarda ve şekilde bulunurlar ve yüzlerce farklı kimyasallardan oluşurlar. Bir kaynaktan direkt olarak atmosfere yayılan partikül maddeler “birincil partiküller” olarak adlandırılır. “İkincil partiküller” ise atmosferde kompleks reaksiyonlar sonucu oluşurlar. Enerji santralleri, endüstri veotomobil gibi kaynaklardan salınan SO2, NOx kimyasallarla reaksiyona girerek oluşur. Partikül maddeler, asitler (sülfat, nitrat gibi), organik kimyasallar, metaller, toprak veya toz partikülleri, bakteri, küf, mantar, deniz suyunun buharlaşması ile ortaya çıkan tuzlar ve allerjik polenlerden oluşur. Atmosferik PM örnekleri tipik olarak tüm dünyada benzer major bileşikleri ihtiva etmektedir. Ancak bulunma oranları bölgeden bölgeye önemli değişiklikler göstermektedir. Kentsel ve kırsal bölgelerde PM2.5 ve PM10 major bileşenleri nitrat, sülfat, amonyum, karbon, sodyum klorür, partiküllere bağlı su, biyolojik maddeler ve yerkabuğu maddeleridir.PM2.5 partikül fazın kimyasal bileşimi genellikle sülfat, nitrat, organik ve elementel karbon ve metal bileşiklerinden (Pb, Ni, Zn, Cu, As, Se, Cd, vb) oluşur.

Yeryüzü kaynaklı bileşikler (Al, Si, Ca, Sr, Ti, vb.), oksitler, deniz spreyi elementleri (Na, Cl, S, vb) ve polen, spor, bitkilerden kaynaklanan organik bileşikler ise genellikle PM2.5-10 modunda bulunur. Partikül maddeler kaynaklarına ve oluşum mekanizmalarına bağlı olarak pek çok kimyasal türü değişik konsantrasyonlarda içerebilmektedirler.

Havadaki partikül madde insan sağlığını etkileyen en önemli kirleticilerden biridir. Partikül boyutu ile sağlık üzerindeki olumsuz etkisi direkt olarak bağlantılıdır. Partikül çapı küçüldükçe, yüzey alanı artmakta ve partiküllerin olumsuz etkileri artmaktadır. Solunum yollarına alınan PM’in 10 µM’den büyük kısmı burun venazofarenkste tutulmakta, 10 mikrondan küçük kısmı ise bronşlarda birikirken,1-2 mikron çapındakiler alveollerde toplanmakta, 0.5 mikron çapındaki partiküller, özellikle 0.1 µm çapında olanlar alveollerden intrakapiller aralığa diffüze olmaktadır.Alveolo-kapiller bariyeri geçen partiküller başta kardiyak fonksiyonlar olmak üzerediğer sistemleri olumsuz etkileyebilmektedir .Dizel yakıt kullanan araçların egzozundan veya dizel yakıtı kullanan santralvb. yanma ünitelerinden açığa çıkan partikülleri (DEP), atmosferdeki partikülermaddenin önemli bir komponentini oluşturmaktadır. Maliyetinin nispeten düşükolması nedeniyle, ağır vasıtalardaki kullanımının yanı sıra, otomobil endüstrisinceküçük araçlarda da kullanımı giderek artmaktadır. Ortanca çapları 0.4 µm olanpartiküllerin önemli bir kısmı 100 nm veya altında çapa sahiptir (202). Bu özelliklerisağlık açısından ciddi risk taşıdıklarını göstermektedir.Partikül maddelerin fiziksel özellikleri yanında kimyasal kompozisyonuda sağlık açısından oldukça önemlidir. Partikül maddeler civa, kurşun, kadmiyumgibi ağır metaller ile kanserojenik kimyasalları bünyelerinde bulundurabilmekte vesağlık üzerinde önemli tehdit oluşturabilmektedirler. Bu zehirli ve kanser yapıcıkimyasallar, nemle birleşerek aside dönüşmektedir. Kurum, uçucu kül, benzin ve dizelaraç egzoz partikülleri benzo(a)pyrene gibi kanser yapıcı maddeler içerdiğindenbunların uzun süre solunması kansere sebep olmaktadır.

Ozon (O3)

Ozon, atmosferin doğal bileşiminde bulunan, stratosfer tabakasında pikkonsantrasyonlara ulaşan oldukça reaktif bir gazdır. Ozon suda çözünmediğindensolunum sisteminin derinliklerine ulaşarak, akciğerlerdeki olumsuz etkilerinigösterir . Troposferde antropojenik aktiviteler sonucu üretilir. Kentsel vekırsal atmosferde NO2’in ve güneş ışığının varlığında gerçekleşen fotokimyasalsüreçlerden oluşur. 1950’lerde Los Angeles atmosferinde fark edilmeye başlanmıştır.Stratosferden taşınım da yaşadığımız atmosferdeki O3’nun artışına katkıda bulunsada büyük oranda atropojenik kaynaklardan üretilir.

Ozon ölçüm değerlerinin yüksek olması durumunda özellikle trafik olmak üzere, enerji santralleri, boya ve çözücü kullanılan tesislerde ile ilgili önlemler alınmalıdır.

Şekil 2. Avrupa’da 2006’da Farklı emisyon kaynaklarının NOx, PM2,5, PM10, SOx, NH3 kirleticilerine olan katkıları.

Şekil 3. Hava Kirleticilerinin Boyutları

HAVA KALİTESİ İNDEKSİ

Hava kalitesi indeksi (HKİ), hava kalitesinin günlük olarak rapor edilmesi için kullanılan bir sınıflama sistemidir. Tüm dünyada yaygın olarak kullanılan bu sınıflama sistemi ile havadaki kirleticilerin konsantrasyonlarına göre hava kalitesi iyi, orta, kötü, tehlikeli vb. şeklinde derecelendirilmektedir.

Bir toplumun hava kalitesinin iyileştirilmesi konusundaki başarısı, yerel ve ulusal hava kirliliği problemleri ve kirlilik azaltmadaki gelişmeler konusunda doğru ve iyi bilgilendirilmiş vatandaşların desteğine bağlıdır. Bir bölgedeki kirletici seviyelerini anlamak için uygun bir aracın geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu araç, vatandaşa hava kirliliği seviyesi hakkında doğru ve anlaşılabilir şekilde bilgi sağlarken, aynı zamanda ilgili otoritelerin toplum sağlığını korumak için önlem almaları konusunda kullanılabilir olmalıdır.

Bu amaçla, geliştirilen standart değerler, gerek uyarıcı ve anlaşılabilir olması gerekse de kullanımı açısından yaygın olarak bir indekse çevrilerek sunulabilmektedir. Belli bir bölgedeki hava kalitesinin karakterize edilmesi için ülkelerin kendi sınır değerlerine göre dönüştürdükleri ve kirlilik sınıflandırılmasının yapıldığı bu indekse Hava Kalitesi İndeksi (HKİ) (Air Quality Index/AQI) adı verilmektedir. İndeks belirli kategorilerde farklı tanım ve renkler kullanılarak ifade edilmekte ve ölçümü yapılan her kirletici için ayrı ayrı düzenlenmektedir.

Ülkemizde kullanılan Ulusal Hava Kalitesi İndeksi, EPA (Amerika Çevre Koruma Ajansı) Hava Kalitesi İndeksi ulusal mevzuatımız ve sınır değerlerimize uyarlayarak oluşturulmuştur. Beş temel kirletici için hava kalitesi indeksi hesaplanmaktadır. Bunlar; partikül maddeler (PM10), karbon monoksit (CO), kükürt dioksit (SO2), azot dioksit (NO2) ve ozon (O3) dur.

Tablo 1: EPA Hava Kalitesi İndeksi3

Hava Kalitesi İndeksi
(AQI) Değerler

Sağlık Endişe Seviyeleri

Renkler

Anlamı

Hava Kalitesi İndeksi bu aralıkta olduğunda..

..hava kalitesi koşulları..

..bu renkler ile sembolize edilir..

..ve renkler bu anlama gelir.

0 - 50

İyi

Yeşil

Hava kalitesi memnun edici ve hava kirliliği az riskli veya hiç risk teşkil etmiyor.

51 - 100

Orta

Sarı

Hava kalitesi uygun fakat alışılmadık şekilde hava kirliliğine hassas olan çok az sayıdaki insan için bazı kirleticiler açısından orta düzeyde sağlık endişesi oluşabilir.

101- 150

Hassas

Turuncu

Hassas gruplar için sağlık etkileri oluşabilir. Genel olarak kamunun etkilenmesi olası değildir.

151 - 200

Sağlıksız

Kırmızı

Herkes sağlık etkileri yaşamaya başlayabilir, hassas gruplar için ciddi sağlık etkileri söz konusu olabilir

201 - 300

Kötü

Mor

Sağlık açısından acil durum oluşturabilir. Nüfusun tamamının etkilenme olasılığı yüksektir.

301 - 500

Tehlikeli

Kahverengi

Sağlık alarmı: Herkes daha ciddi sağlık etkileri ile karşılaşabilir.

 

 

Tablo 2: Ulusal Hava Kalitesi İndeksi Kesme Noktaları1

İndeks

HKİ

SO2

[µg/m³]

NO2 [µg/m³]

CO

[µg/m³]

O3

[µg/m³]

PM10

[µg/m³]

1 Sa. Ort.

1 Sa. Ort.

8 Sa. Ort.

8 Sa. Ort.

24 Sa. Ort.

İyi

0 – 50

0-100

0-100

0-5500

0-120L

0-50

Orta

51 – 100

101-250

101-200

5501-10000

121-160

51-100L

Hassas

101 – 150

251-500L

201-500

10001-16000L

161-180B

101-260U

Sağlıksız

151 – 200

501-850U

501-1000

16001-24000

181-240U

261-400U

Kötü

201 – 300

851-1100U

1001-2000

24001-32000

241-700

401-520U

Tehlikeli

301 – 500

>1101

>2001

>32001

>701

>521

L: Limit Değer   U: Uyarı EşiğiB: Bilgi Eşiği   

 

 

Her bir kategori, farklı sağlık seviyesine karşılık gelir ve anlamları şöyledir:

 

- "İyi" :HKİ değeri 0-50 aralığındadır. Hava kalitesinin tatmin edici, hava kirliliğinin çok az olduğu veya sağlık riskinin bulunmadığı anlamına gelir.

 

- "Orta" :HKİ değeri 51-100 aralığındadır. Hava kalitesi kabul edilebilir, ancak bazı kirleticilerin, toplumun küçük bir kesiminde orta düzeyde sağlık etkisi olabilir. Örneğin, ozon kirleticisine  çok hassas olan kişilerde bazı solunuma bağlı hastalık belirtilerine rastlanabilir.

 

- "Hassas " :HKİ değeri 101-150 aralığındadır.Toplumun belli bir kesimi, özellikle belli kirleticilere karşı hassastır. Bu grubun, genel nüfusa göre daha düşük seviyelerde dahi etkilenmeleri muhtemeldir. Örneğin, solunum rahatsızlığı olan kişiler, ozon kirleticisine maruz kalmaları sonucu daha fazla risk taşırken; kalp rahatsızlığı olan kişiler havadaki partikül kirleticilerine maruz kalmaları sonucu daha fazla risk taşırlar. Genel olarak, toplumun büyük kesimi, bu aralıkta etkilenmez.

 

- "Sağlıksız" :HKİ değeri 151-200 aralığındadır.Toplumun tüm kesimleri sağlık etkileri ile karşılaşmaya başlayabilir. Hassas gruplar, daha ciddi düzeyde etkilenebilir.

 

- "Kötü" :HKİ değeri 201-300 aralığındadır. Sağlık alarmı için bir tetikleme noktasıdır. Toplumun tüm kesimleri, çok ciddi düzeyde etkilenebilir.

 

- "Tehlikeli" :HKİ değeri 300’ün üzerindedir. Acil durum alarmı için bir tetikleme noktasıdır. Toplumun tüm kesimleri, büyük bir ihtimalle etkilenecektir.

 

Dış Ortam Hava Kirliliği Parametre Limitleri

 

 

Dünya Sağlık Örgütü

Avrupa Birliği

Türkiye

Partikül Madde

PM10

50 µg/m3

50 µg/m3

 

(Bir yılda 35 defadan fazla aşılamaz)

80  µg/m3 (gün)

 

(Bir yılda 35 defadan fazla aşılamaz)

Kükürt Dioksit

SO2

20 µg/m3

125 µg/m3

200  µg/m3

Azot Dioksit

NO2

200  µg/m3  (saatlik)

200  µg/m3  (saatlik)

 

(Bir yılda 18 defadan fazla aşılamaz)

280 µg/m3 (saatlik)

 

(Bir yılda 18 defadan fazla aşılamaz)

Karbon Monoksit

CO

 

10 mg/m3

(8 saatlik ortalama)

12  mg/m3

(8 saatlik ortalama)

Ozon

O3

100 µg/m3

(8 saatlik ortalama)

120 µg/m3

(8 saatlik ortalama)

120 µg/m3

(8 saatlik ortalama)

 

Hava Kirliliğinin Önlenmesi İçin Alınabilecek Önlemler

Hava Kirliliği ile uzun vadede mücadele etmek için planlama gerekmektedir. Yeni emisyon kaynakları için coğrafi konum belirlenmesinde; meteorolojik koşullar, atmosferik dispersiyon, alıcı ortamı etkileme durumu göz önünde bulundurularak planlama yapılmalıdır. Enerjiyi etkin kullanan, düşük emisyon teknolojileriyle donanmış tesislerin kurulması sağlanmalıdır. İlgili kurum ve kuruluşlarla koordineli olarak çalışılarak aşağıda belirtilen önlemlerin alınması konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

·       Halkın bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi,

·       Temiz hava planlarının hazırlanması,

·       Partikül madde kirliliğini azaltmak için kişi başına düşen yeşil alan miktarının artırılması, altyapının tamamlanması ve özellikle toz emisyonunun artmasına katkı sağlayan yolların asfaltlanması,

·       Toplu taşıma araçlarının kullanımının desteklenmesi ve belediyelerle işbirliği içinde raylı sistem veya metro ağlarının yaygınlaştırılması,

·       Başta resmi bina ve okullar olmak üzere yeni bina yapımında ısı yalıtım tekniklerinin uygulanması ve enerji tasarrufunun sağlanması,

·       Trafikte seyreden motorlu kara taşıtlarının egzoz gazı emisyonlarının kontrol edilmesi, gerektiğinde bu denetimlerin sıklaştırılması

·       Hava kirliğinin yoğun olduğu günlerde gerektiğinde özellikle karbüratörlü araçlar ile motorin kullanan araçlarda tek çift plaka uygulamasına gidilerek trafiğin sınırlandırılması,

·       Hava kirliliğinin yoğun olduğu illerde yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması,

·       Isınma ve sanayi amaçlı kullanılan yakıtların denetlenmesi,

·       Kömürlerin illerin kirlilik derecelerine göre kullanılması,

·       Yakma sistemlerinin (soba, kalorifer kazanı) bakım-onarımı ile bacaların periyodik olarak temizlenmesinin sağlanması

·       Sıcaklık şartlarına göre yakma saatlerinin belirlenmesi ve bu çerçevede dış ortam sıcaklığının gece ve gündüz 15 oC nin üzerinde olduğu günlerde kalorifer ve sobaların yakılmaması,

·       Kalorifer ve sobaların, işyerlerinde bina iç ortam sıcaklığı 18 oC, konutlarda ise 20 oC’den yukarıda olmayacak şekilde yakılması konusunda tedbirlerin alınması,

·       Gerektiğinde kalorifer ve sobaların ilk yakış saatlerinin semtler itibari ile belirlenmesi ve uygulamanın belirlenen saatlere göre yapılıp yapılmadığının denetlenmesi,

·       Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde öğrencilerin açık alanda tören yapmalarının önlenmesi,

·       Kirli havalarda yaşlı, hasta ve çocukların dışarıya çıkmaması için halkın bilgilendirilmesi,

·       Hava kirliliğinin, HKDYY uyarı eşik değerlerini aştığı durumlarda ve hava kalitesi sağlık indeksinin aktif kullanımı ile özellikle kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde kirlilik tespitinin yapılarak halkın bilgilendirilmesi,

·       Hava kirliliğinin sağlık üzerine olumsuz etkileri için halkın farkındalık ve bilinç düzeyini arttırmaya yönelik eğitim faaliyetlerinin yaygın iletişim araçları yardımıyla (Broşür, Bilboard gibi) geniş kitlelere, örgün olarak ise seçilen hedef gruplara uygulanması,

 

·       Ülke genelindeki örgün ve uzaktan eğitim kademelerinin tümünde sağlık ve çevre konusunda bilinç düzeyini arttırmaya yönelik derslerin ilk ve ortaöğretim müfredatına eklenmesi; meslek eğitiminde ve genelde üniversite düzeyindeki eğitimde yerini alması için gerekli çalışmaların yapılması,

·       Hava kalitesi değerlendirme çalışmalarında hava, su, toprak ve insan arasındaki geçişlerinin mutlaka göz önünde bulundurulması ve entegre bir yaklaşımın benimsenmesi,

·       Kentlerde ve çalışma ortamlarında bulunan hava kirletici bileşenlerine maruz kalınması nedeniyle oluşan sağlık etkilerinin belirlenmesi konusundaki özellikle multidisipliner çalışma gerektiren doz ve etki belirleme çalışmalarının yaygınlaştırılması,

·       Hava kirliliğinin hem çalışanlara hem de bölgede yaşayanlara özellikle de çocuklara sağlık etkilerinin belirlenmesine yönelik çalışmaların yapılması ve sonuçlarının değerlendirilerek geliştirilecek önerilerin ilgili makamlarla paylaşılması,

·       Kirliliğin morbidite ve özellikle de mortalite üzerine etkisini araştıran çalışmalar oldukça az sayıdadır. Bu konuda acilen, tercihen bu konu ile ilgilenen devlet kuruluşlarının da desteği alınarak, standardize epidemiyolojik yöntemlerin kullanıldığı, çok merkezli çalışmalara olanak sağlanması,

·       Özellikle insan sağlığını etkileyen dış ortam havasındaki PM2,5 Ozon ,VOC ve ağır metal analizleri tüm illerde takip edilerek halkın bilgilendirilmesi,

·       Hava kirliliği nedeni ile kitle halinde hasta başvurusu ve yatırılması olasılığına karşı hastanelerde hazırlıklar yapılması, başta ambulans olmak üzere, araç gereç hesaplaması ve gereğinde nereden takviye edileceği acil durum planları yapılmalıdır.

·       Sanayi tesislerinin mevzuatta öngörülen baca gazı sınır değerlerine uymalarının sağlanması,

·       Isınmada yüksek kalorili kömürlerin kullanılması, kaçak kömür kullanımının engellenmesi,

·       Binalarda ısı yalıtımına önem verilmesi,

·       Kullanılan soba ve kalorifer kazanlarının kriterlere uygun olmasının sağlanması,

·       Doğalgaz kullanımının yaygınlaştırılması,

·       Kalorifer ve doğalgaz kazanlarının periyodik olarak bakımının yapılmasının sağlanması,

·       Kalorifercilerin ateşçi eğitim kurslarına katılımı sağlanması,

·       Yeni yerleşim yerlerinde bölgesel ısıtma sistemleri kullanılmasının sağlanması,

·       Kent içi ulaşımda uygun meyilli alanlarda bisiklet yolları, park yerleri, kiralama sistemi oluşturulmalı, kamuoyu bilgilendirilmesi de gerçekleştirilerek bisiklet kullanımı yaygınlaştırılması,

·       Isınma ve geri kazanım için atık yakmanın önüne geçilmesi amacıyla, atıklar geri kazanılarak değerlendirilmeli veya uygun atık yakma tesislerinde yakılarak bertaraf edilmesi konunda çalışmalar yapılması,

·       Yerleşim alanları dışında ve hakim rüzgar yönü dikkate alınarak sanayi tesislerinin yer seçimi yapılmalı, imar planlarında bu alanların çevresinde yapılaşmaların önlenmesi,

·       Sanayi tesislerinin organize sanayi bölgelerinde kurulmasının teşvik edilmesi,

·       Sağlıklı şehir ilkelerine uygun şehirleşme ve çevreci hastane uygulaması teşvik edilmelidir.

 

Kısa Vadede Alınabilecek Önlemler

 

1.     Hava kirliliğinin, uyarı eşik değerlerini aştığı durumlarda ve hava kalitesi indeksinin aktif kullanımı ile özellikle kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde kirliliğin tespit edilmesi halinde ilgili kurumlar uyarılarak halkın bilgilendirilmesi,

2.     Toplu taşıma araçlarının kullanımı konusunda uyarılar yapılması,

3.     Motorlu vasıtaların egzoz gazı emisyon denetimlerinin sıklaştırılması,

4.     Hava kirliğinin yoğun olduğu günlerde gerektiğinde özellikle karbüratörlü araçlar ile motorin kullanan araçlarda tek çift plaka uygulamasına giderek trafiğin sınırlandırılması,

5.     Yakma sistemlerinin (soba, kalorifer kazanı) bakım-onarımı ve bacaların temizlenmesi uyarılarının yapılması,

6.     Sıcaklık şartlarına göre yakma saatlerinin belirlenmesi ve bu çerçevede dış ortam sıcaklığının gece ve gündüz 15 oC nin üzerinde olduğu günlerde kalorifer ve sobaların yakılması konusunda tedbirlerin alınması,

7.     Kalorifer ve sobaların, işyerlerinde bina iç ortam sıcaklığı 18 oC, konutlarda ise 20oC’den yukarıda olmayacak şekilde yakılması,

8.     Gerektiğinde kalorifer ve sobaların ilk yakış saatlerinin semtler itibari ile belirlenmesi ve uygulamanın belirlenen saatlere göre yapılıp yapılmadığının denetlenmesi,

9.     Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde öğrencilerin açık alanda tören yapmalarının önlenmesi,

10.  Kirli havalarda yaşlı, hasta ve çocuk vb. riskli grupların dışarıya çıkmaması için halkın bilgilendirilmesi,

11.  Hava kirliliği nedeni ile kitle halinde hasta başvurusu ve yatırılması olasılığına karşı hastanelerde hazırlıklar yapılması, başta ambulans olmak üzere, araç gereç hesaplaması ve gereğinde nereden takviye edileceği konusunda acil durum planlarının yapılması,

12.  Eğitim öğretim kurumlarının tatil edilmesi,

13.  Tüm kamu kurumlarının tatil edilmesi,

14.  Sanayi tesislerinin yarı zamanlı veya en düşük kapasitede çalıştırılmasının sağlanması,

15.  Halkın dış ortama çıkmaması konusunda uyarılması, çıkılması halinde maske kullanımının teşvik edilmesi,

 

Hava Kalitesi İndeksine Göre Alınabilecek Önlemler Listesi

 

 

 

Hava Kalitesi İndeksi

Alınacak Önlemler

İyi

0 – 50

Orta

51 – 100

Hassas

101 – 150

Sağlıksız

151 – 200

Kötü

201 – 300

Tehlikeli

301 – 500

Halkın Bilinçlendirilmesi ve Bilgilendirilmesi

+

+

+

+

+

+

Toplu taşıma araçlarının kullanımı konusunda uyarılar yapılması

+

+

+

+

+

+

Yakma sistemlerinin (soba, kalorifer kazanı) bakım-onarımı ve bacaların temizlenmesi uyarılarının yapılması,

+

+

+

+

+

+

Motorlu vasıtaların egzoz gazı emisyon denetimlerinin sıklaştırılması,

 

+

+

+

+

+

Sıcaklık şartlarına göre yakma saatlerinin belirlenmesi ve bu çerçevede dış ortam sıcaklığı gece ve gündüz 15 oC nin üzerinde olduğu günlerde kalorifer ve sobaların yakılmaması

 

 

+

+

+

+

Gerektiğinde kalorifer ve sobaların ilk yakış saatlerinin semtler itibari ile belirlenmesi ve uygulamanın belirlenen saatlere göre yapılıp yapılmadığının denetlenmesi,

 

 

 

+

+

+

Araçlarda tek çift plaka uygulamasına giderek trafiğin sınırlandırılması

 

 

 

+

+

+

Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde öğrencilerin açık alanda tören yapmalarının önlenmesi,

 

 

 

+

+

+

Riskli grupların dışarıya çıkmaması uyarılarının yapılması

 

 

 

+

+

+

Eğitim öğretim kurumlarının tatil edilmesi

 

 

 

 

+

+

Sanayi tesislerinin yarı zamanlı veya en düşük kapasitede çalıştırılmasının sağlanması,

 

 

 

 

+

+

Halkın dış ortama çıkmaması konusunda uyarılması, çıkılması halinde maske kullanımının teşvik edilmesi

 

 

 

 

+

+

Tüm kamu kurumlarının tatil edilmesi

 

 

 

 

 

+

 

 


 

Hava Kirliliğine İlişkin Mevzuat

 

1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununda Yer Alan Maddeler

 

Madde 23-Her vilayet merkezinde bir umumi hıfzıssıhha meclisi toplanır. Bu meclis mahalli sıhhat ve içtimai muavenet müdürü, nafıa mühendisi, maarif, baytar müdürü, mevcutsa sahil sıhhiye merkezi tabibi, bir hükümet ve belediye tabibi ve hastane baştabibi ile garnizon ve kıt’a bulunan yerlerde en büyük askeri tabip ve serbest sanat icra eden bir tabip ve bir eczacıdan ve belediye reisinden mürekkeptir. Meclis valinin veya valiye bilvekale sıhhiye müdürünün riyaseti altında içtima eder. Valinin tensip edeceği bir zat kitabet vazifesini ifa ve zabıtları tanzim eder.

 

Madde 24-Kazalarda bu meclisler kaymakamın riyaseti altında Hükümet tabibi, mevcut ise bir Hükümet baytarı ve askeri tabip, belediye tabibi ve serbest icrayi san’at eden ve kaymakam tarafından intihap edilen bir tabip ve serbest eczacı ile belediye reisinden terekküp eder.

 

Madde 25-Umumi hıfzıssıhha meclisleri müntehap azası her üç senede bir değişir. Eski azanın yeniden intihabı caizdir. Her defa tebeddülünde kaymakamlar tarafından vilayetlere, valilerce de Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine bildirilir.

 

Madde 26-Umumi hıfzıssıhha meclisleri alelade ayda bir kere içtima ederler. Ahvali fevkalâdede veya bir sari ve salgın hastalık zuhurunda valinin daveti veya Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin talebi üzerine daha sık toplanırlar.

 

Madde 27-Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler.

 

Madde 28-Umumi hıfzıssıhha meclislerinin mukarreratından mahalli vazifeler ve salahiyetler arasında bulunan işler vali veya kaymakam tarafından icra olunur ve istizana muhtaç olanlar kaymakamlıkça vilayetten ve vilayetçe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden sorulur.

 

663 Sayılı KHK da Yer Alan Maddeler

 

Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Türkiye Halk Sağlığı Kurumu başlıklı 26. maddesinin 2.fıkrasının (a) bendinde “Halk sağlığını korumak ve geliştirmek, sağlık için risk oluşturan faktörlerle mücadele etmek”  ifade edilmektedir.

 

Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliğinde Yer Alan Maddeler

 

Yönetmeliğin Temiz hava planı başlıklı 10. maddesinin 3. fıkrasında “İl çevre ve şehircilik müdürlükleri, Ek I’de belirtilen bir veya daha fazla limit değer artı tolerans payları aşılırsa, ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyon içerisinde söz konusu Ek’te belirtilen süre içinde limit değerlere ulaşılmasını sağlamak için gerekli önlemleri ortaya koyan bir temiz hava planı hazırlar veya hazırlatır.

 

Temiz hava planı asgari Ek IV’de listelenen bilgileri kapsar”, 7. fıkrasında “Birden fazla kirletici seviyesinin limit veya hedef değerden daha yüksek olduğu yerlerde tüm kirleticileri kapsayan entegre bir temiz hava planı hazırlanır”,  8. fıkrasında  “Üçüncü, dördüncü ve altıncı fıkralara uygun olarak hazırlanacak olan plan, 9 uncu maddenin birinci fıkrasında ortaya konan gereklilikleri sağlar”, 9. fıkrasında  “PM10 konsantrasyonlarının azaltılması için genel stratejiler ve PM10 planı, PM 2,5 konsantrasyonlarını azaltmayı da hedefler ve 10. fıkrasında  “Temiz hava planı hazırlanırken halkın katılımı sağlanır ve bu plan kamuoyuna sunulur” denilmektedir.

 

Yönetmeliğinin eylem planı başlıklı 11 maddesi,

(1) İl çevre ve şehircilik müdürlükleri, ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyon içerisinde Ek I’de belirtilen bir veya daha fazla uyarı eşiği veya limit değerin aşılması riski varsa,  bu aşımların süresini kısıtlamak veya riski azaltmak için kısa vadede alınacak önlemleri içeren bir eylem planı hazırlar. Eylem planları 10 uncu maddede bahsedilen temiz hava planının bir parçası olabilir. Bu planlar, özel duruma bağlı olarak, limit değerlerin aşılmasına katkıda bulunan motorlu araç trafiğini de içeren faaliyetleri kontrol etmek ve gerektiğinde askıya almak için gerekli önlemleri içerebilir.

(2) Ek I’de belirtilen limit değerlerin aşılması riski varsa, sadece söz konusu ekte belirtilen limit değerlere ulaşılacak tarihten sonra eylem planları hazırlanır.

(3) 10 uncu maddenin beşinci, yedinci, sekizinci, dokuzuncu ve onuncu fıkraları;  eylem planları kapsamında gerekli değişiklikler yapılarak uygulanır.

(4) Ozon için uyarı eşiğinin aşılma riski varsa ve bu riski azaltmak veya uyarı eşiğinin aşılma şiddetini veya süresini azaltmak için önemli bir potansiyel varsa Bakanlık ve il çevre ve şehircilik müdürlükleri, ilgili "bölge"ler için belirli yerel durumları dikkate alarak, kısa vadede alınacak belirli önlemleri gösteren eylem planları hazırlar. Eğer uygun olursa, Dışişleri Bakanlığı ile koordinasyon içinde komşu üye ülkelerde, komşu "bölge"leri de içine alan katılımlı kısa vadeli eylem planları hazırlanabilir ve uygulanabilir. İl çevre ve şehircilik müdürlükleri, belirli eylemler için tetikleme seviyelerini içeren bir eylem planı oluşturur. Bu planlar, özel duruma bağlı olarak, uyarı eşiğinin aşılmasına yol açan emisyonlara katkıda bulunan motorlu araç trafiğini de içeren faaliyetleri kontrol etmek ve gerektiğinde azaltmak veya askıya almak için kademeli ve ekonomik önlemleri sağlar. Bunlar endüstriyel tesisler veya ürünlerin kullanımına bağlı olarak etkin önlemleri de içerebilir.

(5) İl çevre ve şehircilik müdürlükleri, kamuoyuna ve çevre kuruluşları, tüketici kuruluşları ve diğer ilgili sağlık mercileri gibi ilgili kuruluşlara, araştırma sonuçlarını ve bu planların uygulanması ile ilgili bilgilerle birlikte belirli kısa vadeli eylem planlarının içeriğini sunar.

 

Yönetmeliğinin istisnalar  başlıklı 12.  maddesi,

(1) İl çevre ve şehircilik müdürlükleri, doğal kaynaklar nedeni ile dış ortam havasındaki kükürt dioksit konsantrasyonlarının Ek I’de belirtilen kükürt dioksit limit değerlerini aştığı "bölge" veya "alt bölge"leri belirleyebilir. Bu durum, doğal kaynaklardan ötürü normal fon seviyelerinin üzerinde konsantrasyonlara yol açan doğal olaylar nedeni ile dış ortam havasındaki PM10 konsantrasyonları, Ek I’de belirtilen limit değerleri aşarsa da geçerlidir. İl çevre ve şehircilik müdürlükleri, 10 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen "bölge" veya "alt bölge"lerde, sadece kükürt dioksit ve PM10 için Ek I’de belirtilen limit değerlerin doğal olaylar dışında veya insan kaynaklı emisyonlar nedeniyle aşıldığı yerlerde temiz hava planlarının uygulanmasını sağlar.

(2) İl çevre ve şehircilik müdürlükleri, kış aylarında yollara kum serpiştirmenin ardından havadaki PM10 konsantrasyonlarının  Ek I’de belirtilen PM10 limit değerlerini aştığı yerlerde, "bölge" veya "alt bölge"leri belirleyebilir. İl çevre ve şehircilik müdürlükleri, 10 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen "bölge" veya "alt bölge"lerde, sadece kış aylarında kum serpiştirmeden kaynaklanan durumlar dışında PM10 seviyelerinin Ek I’de belirtilen limit değerleri aştığı yerlerde temiz hava planlarının uygulanmasını sağlar.

(3) İl çevre ve şehircilik müdürlükleri, buharlaşma şartları ve/veya düşük rüzgâr hızı gibi ilgili iklim şartları veya bölgeye özgü dağılım özellikleri nedeni ile Ek I’in B bölümünde belirtilen benzen için limit değere ulaşılmasının zor olduğu ve önlemlerin uygulanmasının ciddi sosyoekonomik problemlere yol açtığı yerlerde "bölge"leri veya "alt bölge"leri belirleyebilir.

(4) İl çevre ve şehircilik müdürlükleri, Ek I’in B bölümünde belirtilen kurşun limit değerine ulaşılması bakımından özel endüstriyel kaynakların bulunduğu, uzun yıllar boyunca endüstriyel faaliyetler sonucu kontamine olmuş yerlerde, "bölge"ler veya "alt bölge"leri belirleyebilir. Bu "bölge"ler bu özel kaynaklardan en fazla 1000 metre uzaklıkta olmalıdır.

 

Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri sunumunu görmek için tıklayınız

Hava Kirliliğinin Önlenmesi için Alınması Gereken Önlemler için tıklayınız

 



 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Hava durumu en iyi IE'da görüntülenir

 

              Şikayetleriniz | İletişim | RSS  

 

T. C. Sağlık Bakanlığı İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü
Poligon Mah. 123/11 Sok. Karabağlar/İZMİR Tel: +90 232 248 33 10 - Faks: +90 232 402 00 33 e-posta: bilgi.edinme saglik.gov.tr
Sayfamızı en iyi 1024x768 çözünürlükte ve IE 10.0'da görüntüleyebilirsiniz.

Web Master & Tasarım: Meltem ÖZARSLAN - İHSM  2012-2017